E-mail: ykerimoglu@akit.com.tr

Nefsin Şehvetleriyle Mücadele ve Oruç İbadeti (2)

Yusuf Kerimoğlu

AMASYA'dan Hüseyin ÖNDER/Mektubunuzda; "Son yıllarda yayınlanan bazı eserlerde; oruç ibadetinin, sıhhate olan faydası üzerinde durulmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de orucun sebebi takva, sünnette ise nefsin şehvetleriyle mücadele şeklinde ifade edilmiştir. (...) Nefisle mücadelenin cihad olup-olmadığını tartışan bazı kardeşlerimiz, hevaya tabi olma veya ihtirasların ilahlaşması meselesinde ihtilaf etmektedirler. (...) Nefisle mücadele ile hevanın arzuları arasında bir ilgi var mıdır? Oruç ibadetini, nefsin şehvetlerine ve hevanın sınırsız arzularına karşı bir kalkan olarak nitelendiren hadis-i şerif sahih midir? Sahih ise; bu hadisin keyfiyetini, ulema nasıl izah etmiştir?" diyorsunuz.

CEVAP: Bazı Müslümanların, nefsin şehvetleriyle mücadele etmenin cihad olup-olmadığını tartışmaları, fuzuli ihtilaflara vesile olmaktadır. Halbuki Resul-i Ekrem (sav)'in, "Hakiki mücahid, nefsinin (hevasına) karşı savaş açan kimsedir" buyurduğu ve mü'minlerin ikaz ettiği sabittir. Hevasının şehvetleriyle mücadele etmeyen bir kimsenin, İslam'a uygun bir hayatı yaşayabilmesi mümkün değildir. Gayr-i meşru ihtirasları durdurmak ve manevi kirlerden temizlenmek (tevbe etmek) her Müslümanın üzerine vaciptir. Resul-i Ekrem (sav), nefsin hevasına karşı verilen mücadeleyi, büyük cihad olarak nitelendirmiştir.(1) İmam Seyyid Şerif Cürcani'nin; hevaya muhalefeti, ibadetin bir unsuru olarak ele aldığı ve şöyle tarif ettiği sabittir: "Hevasına muhalefet eden ve Allah (cc)'a ihlasla teslim olan mükellefin fiillerine ibadet denilir."(2)

Fıkh-ı batın'la (kalble) ilgili olan ihlas ve ihsan; bütün ibadetlerin ve salih amellerin değişmeyen rüknüdür. İslam uleması, "Allahu Teala (cc)'nın indirdiği hükümlere kalben teslim olmayı ve sadece O'nun rızası için ibadet etmeyi ihlas, ilahi murakabe altında olduğunu hatırında tutmayı da ihsan kavramıyla" izah etmişlerdir. Bazı alimler, "İbadet ederken veya herhangi bir ameli eda ederken Allah (cc)'ın murakabesini kalb gözüyle müşahede etmeye ihsan denilir" tarifini esas almışlardır. Bu tarif, muhaddisler arasında "Cibril Hadisi" olarak isimlendirilen hadis-i şerifteki keyfiyete uygundur. Cebrail (as)'in "İhsan nedir?" sualine, Resul-i Ekrem (sav), "İhsan; Allahu Teala (cc)'yı görüyormuşsun gibi, O'na ibadet etmendir. Zira sen Allahu Teala (cc)'yı görmüyorsan da, O seni görüyor"(3) cevabını vermiştir. Hz. Adem'den itibaren bütün peygamberler; insanları, ihlasla ibadet etmeye ve bu esnada ihsan halini muhafazaya davet etmişlerdir.(4) Fıkh-ı batınla ilgili bu tesbitlerden sonra, oruç ibadeti ile nefsin şehvetlerine karşı mücadele arasındaki münasebete geçebiliriz.

İnsanoğlunun hevasının arzularını bir tarafa bırakabilmesi için, kuvvetli bir iradeye sahip olması zaruridir. Oruç ibadeti, insanoğlunun iradesini güçlendirir, şehvetini dizginler ve zorluklar karşısında sabretmesini öğretir. Bütün bunlar, insan için büyük bir nimettir. Resul-i Ekrem (sav), Müslümanlara, "orucun bir kalkan olduğunu"(5) haber vermiştir. Hz. Osman İbn-i Ebi'l As (ra)'dan gelen rivayette ise, "Oruç, cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır. Tıpkı sizi savaşta ölüme karşı muhafaza eden kalkan gibi"(6) buyurulduğu malumdur. Fethu'l Bari isimli eserde bu keyfiyet dikkate alınmış ve şöyle denilmiştir: "Oruç, insanı ateşe karşı koruyan kalkana benzetilmiştir. Çünkü orucun manası, her türlü şehvetten el çekmektir. Şehvetin azalması ile ateş izale edilmiş olur. Bunun manası şudur: İnsan dünyada elini şehvetten çektiği zaman, muttaki vasfını elde eder. Onun bu vasfı, ahirette cehennem ateşinden kurtulmasına vesiledir."(7) Orucun insanı, nefsinin şehvetlerine karşı koruduğunu beyan eden bir diğer hadisi-i şerif, mealen şöyledir: "Oruç bir kalkandır. Oruç tutan kimse, kem (kötü) söz söylemesin. Kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa 'Ben oruçluyum' desin!.. Ruhumu yed-i kudretinde tutan Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki; oruçlu kimsenin ağzındaki açlık kokusu, Allah (cc) indinde misk kokusundan daha güzeldir. Cenab-ı Hak buyurmuştur ki; 'Oruçlu kimse benim rızam için yemesini, içmesini ve cinsi arzularını terketmiştir. Oruç doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun ecrini de doğrudan doğruya ben veririm.' Halbuki diğer ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir"(8) Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) El Acluni- Keşfu'l Hafa- Beyrut: 1351, C: 1, Sh: 511; Zeynuddin el Iraki- el Muğni An Hamli'l Esfar (İhyau Ulumi'd Din hamişinde) C: 7, Sh: 13, 118.

(2) Seyyid Şerif Cürcani- Et Ta'rifat- İst: ty, Kaynak yay., Sh: 146.

(3) Sahih-i Buhari- İst: 1401, Tefsiru'l Sure: 31/2, K.İman: 37; ayrıca Sahih-i Müslim- İst: 1401, K.İman: 57; Sünen-i Ebu Davud- İst: 1401, K.Sünne: 16.

(4) Molla Hüsrev- Düreri'l Hükkam, İst: 1307, C: 1, Sh: 171.

(5) Sahih-i Buhari- İst: 1401, K.Savm, C: 2, Sh: 226.

(6) Sünen-i Nesai- İst: 1401, C: 4, Sh: 167.

(7) İbn-i Hacer El Askalani- Fethu'l Bari- Kahire: 1319, C: 4, Sh: 73.

(8) Abdi'l Latifi'z Zebidi- Sahih-i Buhari Muhtasarı- Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhi- Ankara: 1974 (3. bsm), C: 6, Sh: 248, Hadis No: 897