E-mail: ykerimoglu@akit.com.tr

ÇEŞİTLİ MESELELER

Yusuf Kerimoğlu

MALATYA'dan Metin ÖZTÜRK/ Mektubunuzda: "Uzaktan akrabam olan bir Müslüman, benim tavsiye ettiğim bir kızla, oğlunu evlendirmeye karar verdi. Düğün hazırlıkları sırasında, aileler arasında ihtilaf çıktı ve nişanı bozdular. (...) Taraflar, kendilerini haklı görüyorlar. Nişandan dolayı zarara uğradıklarını iddia ediyorlar. Netice alamayınca "ihtilafımızı İslam'a göre çözelim" dediler ve bir hocaefendiyi hakem tayin ettiler. Verdiği kararını uygulama gücü olmayan bir hocaefendi, ihtilafı çözebilir mi? Hocaefendi hüküm verildikten sonra, taraflardan birisi hakemi reddedebilir mi? Benim şahitlik yapma veya yapmama hakkımn var mıdır?" diyorsunuz.

CEVAP: Mektubunuzu özetlemeye gayret ettim. Verdiği hükmü uygulama imkanı olmayan hakemin, ihtilafı çözmesi mümkündür. Zira taraflar; vereceği hükme razı oldukları için, onu hakem tayin etmişlerdir. Fukaha'nın "Davacı ve davalı, hususi bir şekilde, kazai selahiyete haiz olmayan bir alime müracaat ederek, ihtilaflarını ortadan kaldırmak üzere hakem tayin edebilirler"(1) hükmünde ittifak ettiği malumdur. İmam İbn-i Münzir: "Kadı (hakim) olmayan bir kimse tarafından verilen hüküm de geçerlidir. Eğer bu hüküm, O'nun vermesi caiz olan hususlardan ise!..."(2) diyerek, tahkimin meşruiyeti hususunda icmanın bulunduğunu beyan etmiştir. Bahsettiğiniz ihtilaf muamelatla (nişan masrafları, hediyeler, takılar vs ) ilgili olduğuna göre, yapmış oldukları tahkim sahihtir. Hüküm verildikten sonra, tarafların hakemin hükmünü kabul etmeme hakları yoktur. Şahitlik meselesine gelince: Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Allah için, hakkı ayakta tutan (insan)lar ve adaletle şahitlik eden (kimse)ler olun"(El Maide Suresi:8) emri verilmiştir. Adaletin sağlanabilmesi için, şahitlerin vazifelerini hakkı ile eda etmeleri zaruridir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

MANİSA'dan Muzafer BAŞOL/ Mektubunuzda: "Bazı televizyon kanalları; kasım ayının birinci gününü, Cumhurbaşkanı'nın hazırladığını iddia ettikleri dinde reform programına ayırdılar. Bu reformun temeli şudur: Kur'an-ı Kerim'de bulunan ahkam ayetlerini bir kenara bırakılacak, bunun yerini pozitif hukuk (!) alacaktır. (...) Bazı oryantalist profesörler; bu reforma destek olabilmek için, ahkam ayetlerinin teşri hikmetlerini gündeme getirdiler. Zamanın değişmesiyle ahkamın değişebileceğini iddia ettiler. Teşri hikmeti bahane edilerek, ahkam ayetlerinin hükmü değiştirilebilir mi? Teşri hikmeti nasıl tesbit edilir? Zamana bağlı olarak değişen ahkamın mahiyeti nedir?" diyorsunuz.

CEVAP: Mektubunuzu özetlemeye gayret ettim. Önce "Ahkam ayetlerinin, teşri hikmeti nasıl tesbit edilir?" sualinize cevap verelim. Bilindiği gibi hikmet, hükmü ve teşrii (kanun koymayı) zaruri kılan sebebtir. İllet ise; nassın hükmüne alamet kılınan vasıftır. (3) Bazı ahkam ayetlerinin, teşri hikmeti nass ile sabittir. Mesela: "Ey selim akıl sahipleri!..Kısasta sizin için (umumi) bir hayat vardır. Ta ki adam öldürmekten sakınasınız" (El Bakara Suresi:179) ayet-i kerimesi'nde; kısasın teşri hikmeti, insanların can emniyetlerini sağlamakla sınırlandırılmıştır. Bazı hükümlerin teşri hikmetini veya haberlerin keyfiyetini, ictihad, istinbat ve istidlal yoluyla tesbit etmek mümkündür. Kur'an-ı Kerim'de: "Onlara eminlik veya korku haberi geldiği zaman onu yayıverirler. Halbuki bunu Peygambere ve içlerinden ulu'lemr olanlara arzetseler, elbette bunların istinbata kadir olanları onu anlar, bilirlerdi"(En Nisa Suresi: 83) hükmünün beyan buyurulduğu malumdur. İslam fıkhında istinbat; şer'i delilleri dikkate alarak, temyiz kaabiliyetiyle hükmün mahiyetini açıklamaktır. Nass bulunmayan konularda, ictihadın zaruri olduğunu malumdur. Nass ile sabit olan hükümlerde ise, içtihadın gündeme girmesi imkansızdır. (4) Mecelle-i Ahkamı Adliyye'de yer alan; " Ezmanın tagayyuru ile ahkamın tagayyuru inkar olunamaz" kaidesi, "Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur" hükmüyle ifade edilenn umumi kaideye bağlı bir keyfiyettir. Mecelle'yi hazırlayan ilim heyetinin reisi Ali Haydar Efendi, bunu şöyle ifade etmiştir: "Zamanın değişmesi ile değişen ahkam, örf ve adet üzerine kurulan hükümlerdir. Nass ile sabit olan hükümler değişmez. Zira nass örften daha kuvvetlidir. Nassın batıl üzere olması asla muhtemel değil iken, örf batıl üzere olabilir."(5) Makamı ne olursa olsun (velev ki Cumhurbaşkanı bile olsa) herhangi bir insanın, Kur'an-ı Kerim'de bulunan ahkam ayetlerini değiştirebilmesi mümkün değildir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam-ı Merginani-El Hidaye-Kahire: 1965 C: 3 Sh: 108, Ayrıca Şeyh Nizamüddin ve heyet-El Feteva-i Hindiyye-Beyrut:1400 C:3 Sh: 397, İbn-i Hümam-Fethu'l Kadir-Beyrut:1315 C: 5 Sh: 499.

(2) İmam-ı Münzir-Kitabu'l İcma- Ank: 1983 Sh:43.

(3) Molla Hüsrev-Mir'at el Usul İst.: 1307 C: 1 Sh: 241, Ayrıca Prof. Muhammed Ebu Zehra-İslam Hukuku Metodolojisi-Ank: 1979 Sh: 53 vd.

(4) İmam Ebu Bekir El Cessas-Ahkamu'l Kur'an-Beyrut: 1335 C: 2 Sh: 215.

(5) Geniş bilgi için/Ali Haydar Efendi-Durerü'l Hükkam şerhu Mecelleti'l Ahkam-İst: 1314 C: 1 Sh: 102 vd