E-mail: ykerimoglu@akit.com.tr

İtikaf İbadetinin Keyfiyeti ve Mu'tekifin Edebi

Yusuf Kerimoğlu

İZMİR'den Erol YILDIRIM/ Mektubunuzda; "Mazlumların haklarını savunan Akit gazetesi, hepimizin ortak sesidir. Yayınında emeği geçen bütün Müslümanlara teşekkür ederim. (...) Geçtiğimiz yılın Ramazan-ı Şerif ayında, ağabeyim bir mescidde itikafa girdi. Bu ibadeti eda ederken, kendisine hizmet ettim. (...) İçinde bulunduğum hali tefekkür için, bu ibadetin faydalı olacağını düşündüm. Bu yıl için itikafa girmeyi nezr ettim. İnşaallah, Ramazan ayında nezrimi eda edeceğim. (...) İtikaf ibadetinin rükünleri, hükümleri ve şartları konusunda bilgi verir misiniz? En efdal olan itikaf, nerede ve nasıl eda edilir? (...) Bazı eserleri tetkik ettim. İtikafla ilgili araştırma yaptım. Bazı eserlerde, 'İtikafa giren kimsenin; hem itikaf esnasında bu ibadete zarar veren fiillerden korunması, hem de susması lazımdır. Maleyani konuşmalar, itikaf ibadetine zarar verir' denilmektedir. Bazı eserlerde ise, ibadet niyetiyle susmanın mekruh olduğu belirtilmektedir. Mu'tekifin edebi açısından, hangisi daha güzeldir?" diyorsunuz.

CEVAP: Mektubunuzu özetlemeye gayret ettim. İslami ıstılahta; "Mükellefin ibadet niyetiyle, cemaatle namaz kılınan bir mescidde, malum bir müddet kalmasına itikaf denilir"(1) şeklinde tarif edilen ibadet, nassla sabittir. İmam-ı Serahsi, "İtikafın meşruiyyeti, kitab ve sünnet ile sabittir. Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala (cc)'nın şu kavli vardır: "Mescidlerde itikafta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın." Muhakkak ki, mescidde ibadet niyetiyle durulur. Hz. Aişe (r.anha)'den ve Hz. Ebu Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre; Resul-i Ekrem (sav), Ramazan-ı Şerif ayının son on gününde mescidde itikafta bulunmuştur"(2) diyerek, meseleyi izah etmiştir. İtikaf ibadeti; vacip, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üçe ayrılır. Bir şarta bağlı olarak veya şartsız olarak nezredilmiş bulunan itikaf vaciptir. Ramazan-ı Şerif ayının son on günündeki itikaf ise, kifaye yolu ile sünnet-i müekkededir. Bu ikisinin dışında, bir mescidde ibadet niyetiyle yapılan itikaf ise müstehaptır.(3) Vacip olan itikafın en az süresi bir gündür. İtikafa giren kimse, bir günü doldurmadan çıkarsa, o günün itikafını kaza eder. Çünkü o kimse itikafa niyet etmiş, başlamış ve iptal etmiştir.( 4)

Fukaha, "itikafın sahih olabilmesi için gerekli şartlar üzerinde" durmuştur. Bunları kısaca izaha gayret edelim.

A) İtikaf için niyet şarttır. Niyetsiz itikafın sahih olmayacağı hususunda icma teşekkül etmiştir. Miracü'd Diraye'de de böyledir. B) İtikafın, erkekler için mescidde olması zaruridir. Sahih olan kavle göre; ezan okunup, kamet getirilen ve cemaatle namaz kılınan her mescidde itikaf yapılabilir. Hülasa'da da böyledir. C) İtikafın şartlarından birisi de oruçtur. Resul-i Ekrem (sav)'in, "İtikaf ancak oruç ile birlikte eda edilebilir"(5) hadis-i şerifini esas alan Hanefi fukahası, "Oruç tutmadan, hiçbir itikaf sahih olmaz" hükmünde ittifak etmiştir. D) Akıllı olmak, cünüblükten, hayız ve nifastan temiz bulunmak da itikafın şartlarındandır.(6) İtikafın en efdali; Mescid-i Haram'da (Kabe-i Şerif'te) yapılan itikaftır. Sonra sırası ile Medine'de bulunan Mescid-i Nebeviyye'de, sonra Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'da (Günümüzde bu mümkün değildir. Zira siyonistlerin işgali altındadır), sonra cemaati en çok olan camilerde yapılan itikaflar daha efdaldir. İtikaf ibadeti ile ilgili bu genel bilgilerden sonra, diğer meseleye geçebiliriz. İtikaf esnasında hayırdan başka hiçbir sözün söylenmemesi gerekir. Ancak ibadet kasdı ile susmak da mekruhtur. Molla Hüsrev, "Susmanın mekruh olması, mu'tekifin bunun ibadet olduğuna itikad etmesi halindedir. Aksi halde mekruh olmaz. Çünkü Resul-i Ekrem (sav), 'Kim susarsa kurtulur' buyurmuştur. Bu hadis-i şerif, Hz. Abdullah İbn-i Ömer (ra)'den rivayet edilmiştir. Konuşmak da mekruhtur. Ancak hayır konuşmak mekruh değildir. Çünkü Allahu Teala (cc)'nın, '(Habibim) Kullarıma söyle, herkesle en güzel şekilde konuşsunlar' kavl-i şerifi; manasındaki umumiliğinden dolayı, mescidin dışında da ancak hayır ile konuşmayı gerektirir. Sen mu'tekifi ne sanırsın ki; mescidde hayırdan başkasını konuşması caiz olsun?"(7) diyerek, meseleyi izah etmiştir. İtikaf ibadetine başlayan mükellef; Kur'an-ı Kerim'i okumaya ve Resul-i Ekrem (sav)'in ahlakını öğrenmeye gayret etmelidir. Zira onun maksadı, sürekli kötülüğü emreden nefs-i emmaresiyle mücadele etmek ve tuzaklarından korunmaktır. Bir beldedeki mü'minler, topluca itikafı terkederlerse, günah işlemiş olurlar. Bir kısmı itikafa girerse, diğerlerinden günah sakıt olur. Mektubunuzdan anladığım şudur: Nezr-i mutlak sebebiyle size itikaf vacip olmuştur. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) Molla Hüsrev- Düreri'l Hükkam- İst: 1307, C: 1, Sh: 212.

(2) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty, D.Marife Neş., C: 3, Sh: 114.

(3) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 211.

(4) Şeyh Abdülgani El Meydani- El Lübab- Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 176.

(5) İbn-i Hümam- Fethu'l Kadir- Beyrut: 1315, C: 2, Sh: 107; ayrıca Molla Hüsrev- a.g.e., C: 1, Sh: 215.

(6) İmam-ı Kasani- El Bedaiu's Senai- Beyrut: 1974, C: 2, Sh: 110; ayrıca İbn-i Hümam- a.g.e., C: 2, Sh: 107.

(7) Molla Hüsrev- a.g.e., C: 1, Sh: 214